Bizler bu toplumun yüzde 99' unu oluşturan insanlar; kamu emekçileri,asgari ücretliler,emekliler,işçiler, esnaf, çifçiler kısacası halk olarak bu zamlar altında yaşayamıyoruz. Enflasyonda rekor üstüne rekorlar kırılırken "Halkı enflasyon altında ezdirmiyoruz." yalanı atılmaya devam ediliyor. Gerçekçi olmayan enflasyon oranları, gerçekçi olmayan faiz oranları, gerçekçi olmayan kur oranları verilerek kandırılıyoruz.
Akaryakıtta ve temel tüketim mallarında yapılan zamlar ile "Yaşamayın!" denilmektedir.
Hayat pahalılığı altında 
ezilen,biz oluyoruz.
Her sabah yeni bir zam haberiyle uyanıyoruz. Aldığımız maaşlar ile de geçinemiyoruz. 
 
Hayat biz emekçiler için geçtiğimiz bir yılda 2 kat pahalılanmış durumda. AKP iktidarının  istatistik memurlarına göre bile hayat geçtiğimiz bir yılda 2 kat pahalılanmış durumda. 
Biz emekçilerin, halkın  daha fazla yoksullaşması pahasına sermayeye peşkeş çekilen paraları, vergilerimizden alınan paraları geri istiyoruz!
Halkımız sefalet içinde, bu ağır tablo içinde yaşamaya zorlanırken yandaş şirketler ve patronlar 2021’i rekor kârlarla geçirdiler. 
Bankalar 2021 yılında 92 milyar 83 milyon TL ile tüm zamanların en yüksek kârına ulaştılar. 
Nasıl ulaşmasınlar?
Yoksulluk karşısında biz emekçiler borçla hayatta kalmaya çalışırken birçok emekçi çareyi tefeci bankalara borçlanmakta buldu. 
2021 Kasım ayı verileri ile Türkiye’de bireysel kredi ve kredi kartı borç tutarı rekor seviyeye yükselerek 1 trilyon 17 milyar TL’ye ulaştı. 
 
Biz de burdan sesleniyoruz! Bize reva görülen bu talan, bu yıkım ve sefalet düzenini kabul etmiyoruz!
Bizler insanca yaşamak istiyoruz
 
GEÇİNEMİYORUZ, YAŞAYAMIYORUZ!
Akaryakıta arka arkaya yapılan rekor zamlar, elektriğe, doğalgaza yapılan fahiş zamlar altında nasıl yaşanabilir ki? 
 
Domino etkisi gibi akıryatta yapılan her zam ulaşımdan 
gıda ürünlerine, meyve ve sebzeden temel 
tüketim maddelerine kadar her alana yansıyor. Bunun sonucundada tek bir gerçek ortaya çıkıyor: Geçinemiyoruz!
 
Halkımız gıda fiyatlarından ötürü sağlıklı beslenemediği gibi , fahiş elektrik ve doğalgaz zamları sonucundada
yeterince ısınanamaktadır. Gelinen noktada halkımız bu soğuklarda ısınamazken bu hayat pahalılıgı karşısında beslenmekle, ısınmak arasında tercih yapmaya zorlanıyor.
İktidara yakın şirketler, sermaye bu kriz ortamında zenginleşrken,emekçiler olarak bizler Yoksullaşıyoruz!
Ülkede yönetememe krizinden dolayı yoksulluk, kıtlık almış başına gidiyor. Sebebi kötü yönetilmek olan ekonomik kriz, ne bir savaşa bağlanabilir ne de küresel bir krize.
Bu savaş ve ekonomik krizler öngörülmeden, sermaye ayakta dursun diye Cumhuriyet tarihinde ilk defa zor zamanlar için ayrılmış olan ihtiyaç akçesini harcayan yine iktidarın kendisidir.
Geçmediğimiz 
köprülerin, yolların, tünellerin; gitmediğimiz 
hastanelerin, uçmadığımız hava limanlarının 
müteahhitlerine dolar üzerinden garanti 
para veren yine iktidarın kendisidir.
Buna karşın tüm vergi yükü halkın omuzlarına yıkılıyor. Vergilerimizin  bize yol, su, elektrik, nitelikli, ücretsiz kamu hizmeti olarak 
dönmesi gerekirken zulüm ile baş başa bırakıliyoruz.
KDV kaldırılsın, diyoruz;
  " Bütçe kaldırmaz” diyorlar. Ülke kaynaklarının yatırıma dönüşmesi gerekirken bizden alınan vergiler teşvik, patrona vergi affı olarak sermayeye, patronlara harcanıyor. 
 
Özelleştirme adı altında 
Petkim’den ,Seka'ya, Tekel'den Tüpraş’a,  Tedaş’dan Sümerbank’a, Ziraat Bankasıni varlık fonuna devretmekten tutun, yem fabrikalarından, 
limanlara, şeker fabrikalarına kadar halkın vergileriyle  kurulan tüm kamu 
işletmelerini özelleştirme adı altında tek tek 
yabancı ve yerli sermayeye peşkeş çektiler. 
Bunun sonucunda buğday dahil tüm temel tüketim mallarında
dışarıya bağımlı hale getirildik.
20 yıl önce devletin elektrik üretimindeki payı yüzde 100 iken özelleştirme sonucu şimdi sadece yüzde 20'lik bir paya düştü. Böyle olunca zam ve yüksek enflasyon kaçınılmaz hale gelmektedir.
Kamunun 1 liraya ürettiği elektriği özel şirketlerden 7 liraya aldığımız bir soygun düzeni kaçınılmaz oluyor.
 
Bütün bunlar yetmezmiş gibi  Ukrayna üzerinden devam 
eden savaş ve ortaya çıkan kriz fırsata çevrilerek
iktidar hemen yanı başımızdaki savaş 
ortamını doğalgaz ve akaryakıt ürünleri 
başta olmak üzere bir zam yağmurunu bize dayatıyor.
 
ARTIK YETER DİYORUZ, İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ!
Sermaye ve yandaşların
kasaları daha fazla dolsun diye bizim 
yoksullaştırılmamızı, sefalete ve açlığa mahkum edilmemizi kabul etmiyoruz. 
1.Temel Tüketim Maddelerine Yapılan 
Zamlar Geri Alınsın!
2.Mütahitlere ödenen garanti paralar ödenmesin.
3.Enerji Şirketleri Kamulaştırılsın!
4. Elektrik ve Akaryakıttan, ÖTV ve KDV kaldırılsın.
5.Temel Tüketim Maddelerindeki KDV 
Tamamen Kaldırılsın!
 
Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası ekonomik krizin faturasını ağır ödeyen halkın yanındadır ve emekçilerin sesi olmaya devam edecektir.
Hatay'da, ülkenin dört bir yanında, emeğiyle geçinen; yollarda motor üstünde evine ekmek götüren kuryelerin, şantiyelerde, fabrikalarda, bürolarda, okullarda gecesini gündüzüne katan emekçilerin sesine ses oluyoruz! Lokmalarımızı azaltmamızı isteyen, ısınamamamıza neden olan bu anlayışa karşı hep birlikte mücadele etmeye tüm halkımızı davet ediyoruz.
 
TÜM ÖĞRETMENLER BİRLİGİ SENDİKASI  ADINA 
MERKEZ YÜRÜTME KURULU MALİ SEKRETERİ İLHAN CULHA