BASINA VE KAMUOYUNA                                                                                                                                   29.06.2020

 

GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV TARAMASI KANUN TEKLİFİ KABUL EDİLEMEZ!

GERİ ÇEKİLMELİDİR!

 

   Hepimizin hatırlayacağı gibi İktidar daha önce 24 Ekim 2018 taihli Resmi Gazetede 228 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması adı altında yönetmelik değişikliği hukuksuzluğu ve kamu emekçisine yönelik fişlemeyi resmi bir dayanağa dönüştürülmüş hukuksuzluk kurumsallaştırılmıştı.Bu durum özellikle yeni atanan birçok öğretmenimizin daha mesleğe başlamadan yaşamlarının alt üst edilmesidir.

29 Kasım 2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi yönetmelikle ilgili açıkladığı karar ile yönetmeliğin anayasaya aykırı olduğunu ilan etmişti.Bu karar ile birlikte yönetmeliğin rafa kaldırıldığını düşünürken İktidar’ın kamu emekçilerini fişlemeye,keyfi biçimde kamu emekçilerinin ekmeğini elinden almaya,ya yandaş olursun ya da bertaraf olursun anlayışını uygulamaya koymak için bu anti demokratik olan ‘’Yönetmeliği’’ torba yasalara sıkıştırarak,gizliden kamuoyundan uzak tutarak keyfi yöntemlerle yasal bir düzenleme haline getirmeye çalıştığını görmekteyiz.

Kamuoyunun tepkisiyle karşı karşıya kalmak istemeyen AKP iktidarının bu yönetmelikte ısrar etmek istemesinin bunu kamuoyuyla,emek örgütleriyle tartışmadan geçirmek istemesi baskıcı otoriter bir anlayışın sonucudur.OHAL uygulamaları ile ısrarcı olmak AYM kararını tanımayarak ‘’güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmalarına’’ ilişkin yasa teklifini Meclis’e gönderip görüşmelerin yapılmasını sağlamak kabul edilemez.İktidar bu anti demokratik uygumadan derhal vazgeçmelidir.Anayasa mahkemesinin 13,20, ve 128. Maddelerine aykırı olması nedeniyle iptal ettiği tasarının kanun haline getirilmesini kabul etmiyoruz.

Meclis’e gelen tasarıda güvenlik soruşturmasının ve Arşiv araştırmasının nasıl yapılacağı,güvenlik soruşturmasının kriterleri,ortaya çıkan verilerin nasıl değerlendirileceği konusunda yetki sahibi olacak ‘’Değerlendirme Komisyonunun’’ oluşum şekli ile ilgili düzenlemeler belirlenmiştir.

Bu yasa ile oluşturulan Değerlendirme Komisyonu; nasıl çalıştığı,kimlerden oluştuğu hangi kriterlele çalışma yaptığı bilinmeyen OHAL döneminde kurulan ‘’OHAL KOMİSYONUNUN’’ bir benzeridir.Demokratik ülkelerde olmayan uygulamalardır.

Kişi Hak ve Ögürlüklerine yönelik bir saldırı niteliğinde olan bu düzenleme ile kişilerin memur olma hakkına,çalışma hakkına,kendi kişiliğini alilesinin,çocuklarının , sosyal yaşantılarını, onurlarını geleceklerini  koruma hakkına bir saldırıdır.

En öneliside Anayas mahkemesi’nin atıfta bulunduğu  “kişilerin geçmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevine girmeye engel olduğu, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme yapılmadığı” yönündeki gerekçe yok sayılmıştır.

Ceza hukukunun ıspat olmadıkça,somut gerekçelendirme olmadıkça her insanın masum olduğu gerçeğine,ceza hukukunun   temel unsuru olan  ‘’suçsuzluk karinesi’’ ne yönelik bir saldırıdır.

Bu uygulama güvenlik soruştruması geçiren kişinin birinci dereceden yakınlarının,çocuklarının geleceğini elinden almaktır.Muhalif olan her insanı terörize etmek için kullanılacak tehlikeli bir uygulama olacaktır.Liyakatı değil AKP’ye sadakati destekleyecek bir uygulama olup kadrolaşmayı hedefleyen bir yöntemdir.

Bugün iktidarın yargı kararlarını işine geldiği gibi uygulamaya çalışması Anayasa Mahkemesi Kararlarını ciddiye almadan adımlar atması,insanların yaşamlarını karartacak adımlarda ısrar etmesi ilerdide toplumsal barışı da zedeleyecektir.Dolaysıyla bu hatadan bir an önce vazgeçilmelidir.

 

TÜM ÖĞRETMENLER BİRLİĞİ SENDİKASI

YÜRÜTME KURULU